Genel Bilgiler | Akupunkturla İlgili Temel Bilgiler


            Akupunktur, vücut yüzeyindeki bazı nokta veya noktaların iğnelenmesi ile hastalıkları tedavi etmeyi amaçlayan bir tedavi tarzıdır; ülkemizde daha çok ağry giderilmesinde kullanylan bir tedavi şekli olarak bilinmektedir. Halbuki akupunktur sadece semptomları ortadan kaldıran değil hastalıkları tedavi eden bir disiplindir. Akupunktur noktaları, vücut yüzeyindeki (deride) çizgisel meridyenler, kanallar üzerinde yerleşmişlerdir. Bu noktalar, günümüzde iğne ile, basma ile ultrasound, ışık veya elektrik akımı ile uyarılırlar. Akupunktur tedavisi bu noktaların etkilenmesine dayanmaktadır. Akupunktur, latince bir kelime olup iğne manasına gelen Acus ile delmek, iğnelemek manasına gelen Punctura kelimelerinden türemiş, batı dillerinde acupuncture halinde kullanyma girmiştir; Türkçe'ye iğnelemek olarak tercüme edilebilir. Akupunktur öğretisi, bir usta çyrak ilişkisi içerisinde olup çok yaygın olmadığından, akupunkturla karşılaşmak bir baht işi olmuş, işitenlere hep esrarlı, biraz temelsiz, biraz inanılmaz ama hep çekici gelmiştir. Bu yüzdende akupunktur, ilk karşılaştığı kişileri hep şaşırtmış, sonra da cazibesi altına alarak peşine takmıştır:

"Cambridge Üniversitesinde ve Westminster hastanesinde doktor olarak yetiştikten sonra yurt dışına gitmeye karar verdim. İngiltere'de orthodox tıpla ilgili bilgilenmiştim, ancak diğer ülkelerdeki tatbikatları da görmek istiyordum. Bu düşünce ile seyahat ederken Strasbourg'da arkadaşlarımdan birisinde akut apendisit gelişti. Ortodoks tedaviye göre hemen ameliyata alınmalı idi.Ancak arkadaşım ameliyat olmayı kabul etmedi. O bize, kendisinin özel doktoru ile görüştükten sonra onun direktiflerine göre hareket edeceğini söyledi. Doktoru onu şaşırtıcı bir metodla tedavi etti: Dizinin altyndaki deriye iğne batyrdy. Onbeş dakika içerisinde bulantısı, ağrısı, karındaki kaskatılığı tamamen geçti ve bu semptomlar tekrar geriye gelmedi. O appendix'ini halen muhafaza ediyor."


 

İngiltere’ye akupunkturu sokan ve Londra' da akupunktur polikliniği alıştyran Dr. Felix Mann akupunkturla karşılaşmasını böyle anlatıyor.

 

              Böyle gizemli tarafı olan akupunkturun tatbikatçılarının çoğunluğu Felix Mann gibi şaşırarak işin içerisine girmişlerdir. Alex Huxley' in dediği gibi "Ayağıyna yolda yürürken çivi batan birisinin karaciğer rahatsızlığının geçmesi hiç de makul değildir, hele hele bilimsel hiç değildir. Ancak bir realite olarak böyle bir olay vardır. Biz kabullensek de, kabullenmesek de bu olay böylece gerçekleşmiştir."

 

              Mevcut tıbba başlangıçta çok aykırı gibi gözükse de tıbbi bilgilerimizi yeniden ciddi bir şekilde gözden geçirdiğimizde akupunkturun hiç de aykırı olmadığını görmekteyiz. Belki de akupunktur tıbbın yeniden yorumlanmasına sebep olacak bir geçmiş bilimidir. Geçmiş bilimidir, zira çok eski zamanlarda bu kadar noktanın, meridyenin ve prensiplerin ortaya çıkması geçmişte büyük bir medeniyetin yaşadığını düşündürmektedir. Hayret verici bir mükemmellikteki bir sistemle karşı karşıyayız: Mühendislikte Mısır piramitlerinin yeri neresi ise tıpta da akupunktur böyle bir yere sahiptir; artı olarak günümüzde de kullanılmaktadır. Batı tıbbının mekanik bir bakışla bir makina olarak gördüğü insan vücudunu akupunktur ruh ile beraber düşünür: Eğer böbrekleriniz ile ilgili bir probleminiz varsa, korkuya açık, dalağınızla ilgili bir probleminiz varsa hep kötü bir şeyler olacakmış gibi kaygılı bir yapınız var demektir. Tedavi esnasynda hem organ hemde o organın hastalanması ile ortaya çykan psikolojik sorun çözümlenmeye çalışılır. Akupunktura göre her hastalığın kendisine has bir psikolojisi vardır. Baty tıbbında bedenin rahatsızlık veren kısmı tamir edilebilir ise edilir, yoksa alınır. Böylece hekimin işi biter. Eğer bu işlem sonucu bir ruhsal hadise oluşursa başka bir hekime bir psikiyatriste hasta gönderilir. Böyle bir yaklaşım bedeni bile bir arada tutamamış, onu parçalara ayırmıştır. Uzman olan hekimler, bedenin sadece kendi uzmanlıkları ile ilgili kısmı ile ilgilenirler, hasta onlara göre gözcü ise sadece bir gözden, kalpci ise sadece bir kalpten ibarettir. Akupunktur, bütüncül bir yaklaşımla, modern tıbba, insanın parçalarının tek tek toplamından oluşmadığını, her parçanın bütün içerisinde birbiri ile ilişkili olduklarını ve tedavide mühim olanın bütünlüğün muhafaza edilmesi olduğunu bildirmektedir.

 

Akupunktur yanlış bir anlayışla mevcut tıbbın rakibi, alternatifi olarak görülmüştür. Akupunktur mevcut tıbbın bir rakibi değil onun bir tamamlayıcısıdır. Diğer bazy ülkelerde hekim olmayanlarca uygulanmasından dolayı hekimlerin tepkisini çekmiştir. Ancak ülkemizde akupunktur uygulamasy için Sağlık Bakanlığı tarafından sadece hekimlere, kendi alanlarynda kullanmak üzere diş hekimlerine ve veteriner hekimlere izin verilmiştir. Bu bakımdan ülkemizde böyle bir çatışma söz konusu değildir. Artık Türk hekimleri akupunkturu hastalarının tedavisi için kullanmaya başlamışlar ve hastalarına hizmet verme alanlarını genişletmişlerdir. Akupunktur tedavisinin hastanelere girmesi ile akupunktur’un etkilerini izah etmek ve mevcut tıbla karşılaştırarak bazı yeni şeyler keşfetmek imkanı ortaya çıkacaktır.